TEKEL işçilerinin durumunda bir değişiklik yok. Havanda su dövme faaliyetleri aynen devam ediyor. Başbakanın Türk-İş Başkanı Kumlu'ya ikinci kez randevu verdiği haberini duyduğumda verdiğim tepki şuydu: "Başbakan bu işi çözme niyetinde değil."
Hala da aynı fikirdeyim. Zira bu işi çözme, sorunu ortadan kaldırma niyetinde olan biri, kendi vatandaşı hakkında dezenformasyon yapmaz.
-Çalışmadan para aldılar.
-Bunlar tütün depolarında hiç bir iş yapmadan oturan adamlar.
-Biz artık yatarak para dönemini kapattık.
-Bunların hepsi TEKEL işçisi değil.
-Bunlar 'devletin malı deniz yemeyen domuz' dediler.
-10 bin TEKEL işçisinin 1 aylık maliyeti 40 trilyon.
-Amaç hak arayışı değil.
-Bu bir işgaldir. Hükümete karşı provokasyondur.
-Olayı ajite ediyorlar.
-İstemezükçüler!
-Milletin kasasını yağmalatmam.
Yukarıdaki sözler başbakan tarafından boşa söylenmedi. Geçen gün bindiğim takside şoför, haberlerde işçilerin adını duyunca, "İyi olmuş abi. Ayda 5 milyar(eski parayla) maaş alıyorlarmış hiçbişey yapmadan" deyince cinlerim tepeme fırladı. "Nereden biliyorsun böyle olduğunu?" diye sorduğumda kendinden emin bir tavırla, "Başbakan söyledi abi" dedi. Böyle düşünen bir adama ağzınla kuş tutup, "Bak koçum, işin aslı öyle değil böyle..." açıklamasını yapsan bile inandıramazsın. Onun inanması için sadece ve sadece başbakanın çıkıp, "Hayır işin aslı şöyle" demesi gerekiyor. İşte başbakanın açıklamalarının arkasındaki gerçek bu...
Başbakan eğer TEKEL işçilerine istediklerini verirse, bunun önünü alamayacağını çok iyi biliyor. Çünkü 7 yıllık AKP iktidarında ilk kez böyle bir başkaldırı yaşanıyor. TEKEL işçileri Ankara'dan istediklerini alarak dönerse, başkaları için örnek olması endişesi yaşıyor başbakan. Ay sonunda müdahale edileceğini açık açık söylemekte bir sakınca germemesinin nedeni de bu. TEKEL işçileri, ay sonunda polis müdahalesinde esaslı bir dayak yiyip, burunları sürtülüp, kaldıkları çadırlar darmadağın edilirse, bir daha kimse Ankara'ya adım atmaya teşebbüs bile edemez.
"ENİS BERBEROĞLU" DİYE BİRİ VARMIŞ
Bugün Hürriyet'te Enis Berberoğlu imzalı bir haber okudum. İntihar eden Albay'ın cenazesinden sonra Deniz Kuvvetleri Komutanı Eşref Yiğit'i telefonla arayıp konuşmuş. İçimden, "Aaaa... Evet ya Hürriyet'te Enis Berberoğlu diye biri vardı. Acaba bu, o mu?" dedim. Şaka bir yana, demek ki Berberoğlu başbakanın uçağından bildirmekten başka haberler de yapıyormuş diye sevindim. İnanın çok duygulandım. İşin doğrusunu söylemek gerekirse, uzunca bir süre endişelenmiştim. Hatta bir ara başbakana mektup yazıp, bir an önce şöyle uzak bir yurt dışı gezisine çıkması için talepte bulunacaktım. Başka türlü, Hürriyet'te bir genel yayın yönetmeni olduğunun farkına varamayacağız...