Görüyorsunuz değil mi? Bir kaşık suda nasıl fırtına kopartılıyor. Yine nasıl mağdur olunmaya çalışılıyor... Bunlar hakikaten ekmek yiyecek yeri biliyorlar. Baktılar ki oylar düşüyor, yine türbana sarıldılar. Yine göz yaşı, yine mağduriyet, yine din istismarı. Batırdıkları ekonominin batağından, türbana sarılarak çıkmak istiyorlar.
Tıpkı olmayan darbe, olmayan suikast, olmayan saldırı, olmayan takip gibi, üç yıl önce yaşanmaş ve olmayan yasağa sığınarak (Gidin GATA'nın önünde durun, yüzlerce başörtülü insanın hastaneye girdiğini görürsünüz. Sıkma baş değil, başörtüsü...), halkın din duygularıyla oynuyorlar. Bu yüzden TEKEL işçilerinin haklı direnişini hükümete karşı, olmayan bir komploya çeviriyorlar iki dakika içinde...
Açın gözünüzü ve iyi bakın. Bunlar ne zaman zorlansa, karşılarına bir sorun çıksa, işçiler yürümeye başlasa, ekonomi kötüye gitse, mutlaka imdada gündem değiştirecek bir konu yetişiyor. Bugüne kadar ortaya atılan darbe planı iddialarının ardı arkası kesilmedi. Hiç birinden elle tutulur bir sonuç çıkmadı. Hala iddia halinde. Islak imzalı darbe planı bile unutturuludu. Ergenekon'un durumu zaten ortada... Şimdi de en iyi bildikleri din istismarına başladılar.
Önümüzdeki günlerde Bülent Arınç çıkıp göz yaşları içinde, "Bize bunu yaptılar, bize şunu yaptılar. Ama hep içimize attık. Hep sustuk" türünden açıklamalar yaparsa hiç şaşırmayın. Eski mevzuları, eski tartışmaları ısıtıp ısıtıp temcit pilavı gibi piyasaya sürmeye bayılırlar çünkü.
Gerçek şudur: TEKEL işçisi AKP'nin korkulu rüyası haline gelmiştir. TEKEL işçisinin Ankara'da kaldığı her gün, AKP'den bir puan daha götürmektedir. O yüzden, başbakan bu ayın sonuna kadar süre verdi. Süre bittiğinden işçileri coplatacağını, gazlatacağını bizzat kendisi açıkladı.
İşçiler eylem yaptıkları yerden sökülüp atılmazlarsa, AKP'nin çanına ot tıkayacak. İşte asıl tehlike budur. Yoksa yarım metre bez parçası üzerinde koparılan fırtına fasa fisodur.