Joomla-Template by go-android.de & android forum
"Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler ülkesi olamaz." Mustafa Kemal ATATÜRK
 
   
 
     
 
 

TRANSLATE

English French German Italian Portuguese Russian Spanish

GÜNÜN SÖZÜ

En mühim ve feyizli vazifelerimiz millî eğitim işleridir. Millî eğitim işlerinde mutlaka muzaffer olmak lâzımdır. Bir milletin hakikî kurtuluşu ancak bu suretle olur.
Kemal Atatürk - 1922
TEKEL işçisine tehdit PDF Yazdır e-Posta
Editör tarafından yazıldı   
Çarşamba, 03 Şubat 2010 10:51

Başbakan yine esti gürledi. Her konuda olduğu gibi kendi haklı göstermek için bağırmaya, kızmaya, fırça atmaya devam etti. Son fırçadan nasibini sokakta yatan TEKEL işçileri aldı.

Erdoğan TEKEL işçilerine bu ayın sonuna kadar süre verdi. Erdoğan, "Ne Abdi İpekçi önünde, ne Türk-İş önünde yapılan eylem yasal değildir. Fakat biz bu demokratik davranışımızı, bu ay sonuna kadar sürdüreceğiz. Bu yasal olmayan sürece bu ay sonuna kadar sabrediyoruz. Ama ay sonu 4-C ile ilgili işlem bittikten sonra artık yasal adım ne ise bunu atacağız" dedi. Ve ekledi, "Kusura bakmasınlar, bu ülke yol geçen hanı değildir, bu ülkenin sahipleri var."

Sondan başlarsak, sanırım Başbakan Erdoğan TEKEL işçilerini bu ülkeden kabul etmiyor. Erdoğan tek sahip olarak, bu ülkeden kabul etmediği TEKEL işçilerini, ülkenin sahibi olarak da görmüyor. O yüzden işçilere verilen haklara "lütuf", dolayısıyla Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de "merhamet" olarak görebiliyor. Çünkü işçiler, bu ülkenin sahiplerinden değil...

Peki bu ülkenin sahipleri kimler? Oğullara havadan ortaklık sunan altıncılar, "gemicik"lerin satın alınmasına yardım eden amcalar, çocukların yurt dışında okumaları için burs veren değerli büyükler, beş yıldızlı otellerde, yatlarda ağırlayan arkadaşlar, televizyon ve gazete satın aldırılan yakınlar, eşleri türbanlı olduğu için ihale kapan yandaşlar ve badem bıyıklı bürokratlar. TEKEL işçisi var mı bunların arasında? Yok! Çünkü onlar "maraba", çünkü olar "amele", çünkü onlardan bir "hayır", bir "getiri", bir "menfaat" yok. Çünkü onlar işçi ve işçi kalıp, tulumları giymeye devam edecekler.

Haklarını aramak için kar altında sokakta yatan gariban işçiler için bu ay sonuna kadar daha sabredecek başbakan, ay sonu gelince ve sabır taşınca ne yapacak acaba? Atılacak yasal adım nasıl olacak?

Anlaşılan o ki, "Bize gaz vermeyin" diyen başbakan, sokakta yatan TEKEL işçilerini "gaz"latacak. Abdi İpekçi Parkı'nda işçileri havuza dökerek, 1. TEKEL Meydan Muharebesi'nde büyük başarı gösteren polis, bu kez de naylon çadırları işçilerin başına geçirecek. Türk-İş'in önünden söküp atacak.

Bekleyip göreceğiz, acaba başbakan TEKEL işçileri için ne gibi bir "iyilik" yapacak?

Yorumlar
Yeni Ekle
Yorum yaz
Adınız:
E-posta:
 
Başlık:
Lütfen resimdeki güvenlik kodunu giriniz.
Son Güncelleme: Çarşamba, 03 Şubat 2010 12:22
 
 
 
Facebook MySpace Twitter Digg Delicious Stumbleupon Google Bookmarks RSS Feed 

Copyright © www.hasantahsin.com 2009 All rights reserved
e-mail: bilgi@hasantahsin.com